12.30.2010

amına koyum

iyki mutluyum dedim, iyki düzgün uyuyorum dedim 2 gündür. amına koyum ben kendi istediğimde giderim çalışmaya, istemiyorum yarın çalışmak. 2 gün bana 2 ay yeter. 2 gün ki "o kadar muhtaçsın" diye kabul ettim gelip çalışmayı, nedir bu 31 aralığın sabah 7sine iş gömme olayı? uyuduğum anda gözlerimi yarrak gibi bi güne açıcam, e nasıl uyuyayım? uyumazsam yarın nasıl çalışayım? çalışmazsam nasıl günü stressiz bitireyim. yapma be böyle boss. tamam iyi adamsın, tamam seni severim de, yüklenme lan bana. git başka eleman bul. kimse mi yapamıyo barda durup bira açmayı, kimse mi yapamıyo vodka doldurup karşısındaki elemanın götüne sokarcasına bardağı uzatmayı? amına koyum isteksizim işte, arada ben sana söylerim çığar beni işe, çalışayım diye. sen ne diye bana gel çalış diyosun. hatta bana da diyemiyosun reddedeceğimi bildiğinden, kuzenimi zorluyosun. adam hemen kabul ediyo, e ben de zor durumda kalmasın diye onun isteklerini kabul ediyorum. çok mu adil lan bu. bu haykırışım kime onu da bilmiyorum, sikerim çok feci atarlıyım şu an. saat 3ü geçtikten sonra beni bi allahın kulu tutamaz orda haberiniz olsun ayrıca. sikerim lan. bira içicem ben yarın, birayla sarhoş olup kendi kendime mutluymuşum taklidi yapıcam. tüm dertlerim bir anda kaybolmuş gibi hissetçem. hissedemezsem yakandayım boss.


seks

seks, düşük belli kot pantolondur. pamuklu eşortman altıdır. çıplak beden üzerinde erkek gömleğidir. etekli kazaktır seks(adını bile bilmiyorum, ama var böyle bir şey). simsiyah pardesü + kıpkırmızı rujdur seks. tek renk, hatta açık renkli sade iç çamaşırıdır bazen de. ama dantelli değildir asla. çünkü dantelli iç çamaşırı çok kötü bir şey.

sigara dumanı üflerken kırmızı rujun altından sırıtan bembeyaz dişler, ve hatta dudağın ruj sürülememiş iç kısmının görünmesidir lan seks.

12.29.2010

uyuyabiliyorum

zorla çıktım yataktan, duşa girdim, traş oldum ve hemen çıktık evden. gitçeğimiz yer konusunda bilgim sıfırdı tabi, kuzenimin olm iki kız çağırdım işe melike benim özlem senin laflarıyla birlikte bindik minibüse. indik ve melikeyi bulduk, hostes diye tanıtmıştı zaten kuzenim ve kız hakkını veriyodu evet. neyse özlem de gelsi sonra, allah belasını versin onun. kuzenimin özlem senin! naraları anlamlandı bi anda. neyse işe mişe gittik iş başladı, 3 saat boyunca 500+++ bira kutusu açıp bardağa doldurdum ve tek gördüğüm surat bi kıza aitti. 5dk'da bi bara gelip, domalıp gözümün içine içine yarım koy sürekli uğrayalım buraya diyen kıza. zaten sonra kafamı kaldırmaya fırsat bulduğumda kimse yoktu etrafta, iş falan bitmişti. süper zaman geçiyo. sonra ben pirsinkimi tekrar takınca özgür abi ki patronum olur, o ne lan insana benze seyit öküze benziyosun! lafını etti. teşekkür ettim, cidden kırpılmamış samimi bi "bok atma" idi. anladı heralde ki, baktı suratıma, siktir git ya dedi sonra verdi paramızı falan. toplanma kısımlarını anlatmıycam, gece kızları bindircez otobüse diye 1 saate yakın bekledik soğukta. yavşak kuzenim işte, ben olsam çıkışta en önden çeker gider atlardım minibüse. ama pek koymadı tabi, minibüsün kalkış yeri, ineceğimiz yer falan hep kuzenimin ilgi alanında, sıfırım. stress de sıfır tabi, en sevdiğimden. eve geldik, çiğköfte yedik acı acı. soda içip star warsumuzu izledik, yorgunluktan filmin yarısında kapattık bilgisayarı ve yatağa. gerçekten hızlı ve dinlendirici bi uyku. kafada ne bi insan ne bi olay var, ne de bi plan. sadece kas ağrısı. bi de 300e yakın rüya, hepsi yarım yarım, hepsini bölen başka rüyalar var.

yataktan çıktım ve düşünmeye bile vaktim kalmadı yine, önce okul, sonra kırtasiyeden alınacak olan ödev, ardından yine iş. muhtemelen 10dk falan sonra saat 12 olcak ve gün değişçek. evet saat 11 ve daha sabah şu an. neyse blog, bu undergroundlık şeysini daha çok sevdim senin. kimse okumadıkça daha çok yazasım geliyo. bundan sonra sürekli işe gitmeyi planlıyorum. boş anım olmasın, yorgunum kafam rahat. kazandığım parayı hemen yesem de, bilirsin para derdim yok. zengin değilim ama param fazlasıyla yetiyo bana, para harcıycak yerim yok çünkü. bi sürü olsa da, hiçbiri keyif vermediğinden günlerce aynı durduğun oluyo. çok para saçma. çok bira güzel. ben çıktım evden, hadi görüşürüz. öptüm bal dudaklarından.

12.25.2010

çok şey istiyorum

anlık, 0,003 saniyelik mutluluklar yaşıyorum yıllardır. aptal düşüncelere, aptal tepkilere gülebiliyorum sadece. belki de hiçbir şey yaşamadan bıktım her şeyden, sonuca vardım daha yolda çırpınamadan.
çok basit bir şeymiş gibi geliyo sıkıntı insana, ama öyle değil ben gayet farkındayım. yapçak bir şey bulamamak değil artık bu; herhangi bir şey yapmayı istememek, "çok eğlenceli" şeyler yaparken bile sıkılmak...

okuduğum okulu sevmiyorum, bölümümü sevmiyorum, "arkadaşlarımı" sevmiyorum, kendimi bile sevmiyorum. bazı insanları sevdiğimi düşünmek bile korkutuyo hatta beni, gözlerim doluyo ve her şey bulanıklaşıyo. sevmeyi sevmiyorum ben. beklemekten de nefret ediyorum, ve tüm hayatım bir şeyleri bekleyerek geçecek bunu çok iyi biliyorum. hatta belki de "geçemeyecek". düşüncelerimi ertelemek istiyorum bi de, ama bu erteleyebilme başarısını da düşüncelerimde, hayallerimde gerçekleştirebiliyorum anca. bi anda her şey değişsin, olmadığına inandığım şeylerin gerçek olduğunu öğreneyim istiyorum, bi yerde çok büyük bi karanlık olsun mesela; o gerçekdışılığın içinde olayım... iyiler de olsun, benim yanımda olmalarına gerek yok, olsunlar sadece. cennet olsun, cehennem olsun. ben gözlerimi kapattığımda o "gerçekliğe" uyanayım istiyorum. allah olsun hatta, cezalandırsın beni, sonsuza dek. ama kafamda soru işareti olmasın, her şey çok net olsun yormasın beni sorular ve ihtimaller. uyuşarak da ölmeyeyim ama, bu bedenden kurtulamamak gibi bi sonuçla karşılaşmayayım sakın, sıkışıp kalmayı istemem ne burda ne orda. bedeni içinde kalınamayacak hale getirdikten sonra geçeyim asıl gerçekliğe, karanlık olsun her şey. olmasın hiçbir şey. üzerine kafa yorulacak şeyler de gitsin, o anlık tebessüm ettiren şeyler de.
müebbet hapis istiyorum ben, temel ihtiyaçlarımı giderebileceğim bi hücre... ses olmasın hiçbir yerde, tıkırtı dahi. insanlar olmasın etrafta, gökyüzü de olmasın. karanlık olsun, ışık istemiyorum hiçbir şey göremeyim. giderek körleşsin tüm duyularım istiyorum. ileriyi düşünmek zorunda olmayayım, sonum belli olsun istiyorum. içimdeki bütün -umut- ölsün, gerekirse nefes alıp veren, işeyen, yemek falan yiyen bi varlık olayım ot gibi yaşayayım istiyorum. keza farkım yok pek, sadece çalışmayı seven 2-3 organım daha var, durmuyolar. o yüzden belki de bu rahatsızlık.

bir şeyler yapmak zorunda olmayayım istiyorum. hiçlik, olmamışlık, yaşanmamışlık istiyorum.

12.15.2010

gitar hiro oynuyorum gözlerim kapalı

uzun süre sonra ilk kez zevk alarak oynayabildim şu oyunu. sanırım gitarı bu hafta sonu devredeceğimden oldu bu evet. ama bi de şey var, koduğumun gh3ü crashleyip durmaya başladı geçen, bugün de açılmamaya başladı. ben ne yaptım? patch indirdim, kurulmadı. elimden gelen her şeyi yaptım(peç meç işte) bu ilişkiyi kurtarabilmek için, olmadı. ı ıh dedi. dedim sikerler, önümüzdeki maçlara bakıcaz artıkın, baktım da. gh:wt kurdum hemen. açtım kariyer modunu, çıktım hemen sahneye elbise falan seçmeden. ilk gece 1500 dolar kazandım. aldım deri montumu, yırtık kotumu ve deri çizmelerimi. dedim yeni gitar da alayım, onu da aldım. gh3te mediumda oynadığım oyunu bi de hard'a çektim (5 tuşlooolm!), dedim gel! çok da güzel oldu ha, hem hardda %90~ görmeye başladım, hem parmaklarım ağrıyana kadar tekrar gh oynadım hem de buraya bunu yazdım. hadi görüşürüz iki nirvana tıngırdatayım ben!