7.01.2010

iç.

öncelikle satırlarca yazı yazdığımı ve çat diye elektriklerin gidip gelerek yazımı piç ettiğini söyleyerekten dalıyorum bloga.


özlemişim ben kahve içmeyi, karton bardak ve tahta karıştırıcı ile. fındıklı cafe crown. şaşmaz.


facebookta "chat (0)" ibaresini görmekten bile hoşnut oldum günler sonra, özlemişim.


makarna falan yaptım bi de, güzel oldu ilk kez. severek yedim. çok açtım ondan da olabilir ama deneyim diyip geçiyorum. evet 3. makarnam.


patates soymayı da öğrendim bu zaman diliminde("bu zaman dilimi" tanımını yapmıycam), patates soyasım var deli gibi. hazır patates almak yok bundan sonra. bi de patates kızartması yedikten sonra yüzümü yıkamama gerek kalmasa mis gibi olcak. ama burnumla falan yediğimden çok feci yağlanıyorum :(


yolculuk öncesi bişeyler unutmak artık kural gibi oldu bende. bundan sonra ufak tefek şeyleri kurban edicem "yolculuk öncesi bişeyleri unutturan güce". tarak falan bırakırım. diş fırçası ve dondan iyidir.


yine kola, kahve seansları başladı, güle güle su.


deli gibi oyun oynayasım vardı, 20dk falan oynadım ve geçti. geçmeseydi keşke.


ipin ucu kaçtı, internete alışamadım tam. nereden başlasam bilemiyorum. msnden ve facebooktan insanlarla sürekli konuşan bi insan oldum. kötü demiyorum, yabancı olduğum bişeydi demeye çalışıyorum.


sürekli bişeyler yapasım var, dışarı çıkmak konuşmak falan gibi. bastırmam lazım, çünkü eskiden bunları yapmaya üşenen ben, bu güdüleri bastırmaya üşeniyorum. değişime çakayım. sevmedim.


elektrikler tekrar gidip gelirse bloga baştan başlamam, şimdiden söyleyim. sonrasına karışamam.


sürekli laptop klavyesi ve cep telefonu tuşlarıyla haşır neşir(bunu da kullandık) olmaktan klavyemi değiştiresim geldi. çok kalitesizmiş lan. neyse alışırım ben buna.


yapçak bişey aramayı kestim artık, kader kısmet. kadere inanmak çok güzelmiş, yeni yeni.


kamburuma selam ediyorum tekrardan, kısa süre içerisinde görüşmek dileğiyle öpüyorum.


"iki yüzü kara" lafına kafa yormıycam artık. benim için pek bişey ifade etmiyo.


blog mlog fani işler olm! diyenlere de laf yetiştirmicem. kodumun ruhanileri sizi.


kısa sürede neler yapıldığına şahit oldum. bundan sonra her işimi son dakikaya bırakıcam. hem cayıp yatma olasılığım da artar, uğraşmamış olurum.


kitap en iyis dosttur falan derler. ben birasından bi yudum alamadıktan sonra ne yapayım öyle dostu!


artık telefonda da hızlı yazabilmeye başladım. ne işime yarayacak bilmiyorum. avea sonuçta hat.


bi de bazen cümleleri bitirmeye üşenmesem çok güzel olacak da, anlaşılıyo sonuçta. gereksiz.


son zamanlardaki eğlencelerimden biri de quote okumak oldu. quote'dan kastımı anladınız siz. hem insan o lafları anladığını düşününce daha da bi zeki hissediyo. bazen de götüyle anlamış oluyo. olsun.


ne planlarım vardı teeeey tey, hala var.


yalancının şarjı...


yancının farzı? ı-ıh


konser monser hikaye diyorum da, içim gidiyo lan bazen. neyse dio gg oldu da pişmanlık seviyem %87.6 oranında düşüverdi.


beğendiğim otobüsten logo çaldım. daha doğrusu söktüm ve kazıdım. napıcam onu bilmiyorum. kısa süre içinde kaybederim ben bunu, verdiğim zararla kalırım.


şurdan kocaman bi tsunami gelse...(tsunaminin de ufağı olur ya hani)


ben denize deniz demem. denize gidelim çok masum oluyo çünkü. ben denize gitmem, sahile giderim.


terlikleri temizlemek adına tam ortamdan ayrılırken terlikle dalarsın ya suya. sonraki her adımında bi pişmanlık, bi huzursuzluk olur. eski halinden çok kum yapışır, o duyguyu sevmiyorum işte.


damla vardı bi de eskiden, alt komşum. hiç sevmezdim. bak aklıma geldi durduk yere, iğrenç


vodka içememek falan çok güzel şey, biraya olan saygı artıyo.


her çıkışın bi inişi de varmış, bazı ibneler inilmesi gereken yerden de çıkıyo. buna ne dicez?


bence birisi mouse'la falan bizi yönetiyo. o tıkladıkça gidiyoruz sağa sola. sağ tıklıyo kafamıza, konuşturuyo falan bizi. biz aslında biz değiliz, bi yöneticimiz var. beyin sanıyoruz onu hep. beynimizde çip var çip, uyanın! ya da gerek yok uyanmaya, bırakın dertleri de o ibne düşünsün. vardır bi çözümü.


sigaranın son fırtı olayım da asıl bana?!


anlatıcak çok şey olması güzel de, insanları dinleyici olarak beğenmemek o kadar da iyi değil. ah şu insanlar yok mu!(iç ses: sen nesin lan itoolu?!)


bunlar sıkıntı kaynaklıdır, sıkıntı başgöstermeye başladı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder